47
SURE

Muhammed Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Küfredib de Allahın yolundan yüz çevirenlerin amellerini (Allah) boşa çıkarmışdır.
2
İman eden, iyi iyi amel (ve hareket) eden, Muhammed (sallellahü aleyhi ve sellem) e indirilene — ki o, Rablerinden (gelen) bir hakdır— iman eden kimselerin de günahlarını yarlığamış, hallerini iyileşdirmişdir.
3
Bunun sebebi şudur Çünkü küfredenler baatıla uymuşlar, iman edenlerse rablerinden (gelen) hakka tabi olmuşlardır. Allah insanlara misallerini böylece açıklar.
4
Onun için o küfredenlerle (muhaarebede) karşılaşdığınız vakit boyunlarını vurun. Nihayet onları mecalsiz bir haale getirdiğiniz zaman artık bağı sıkı tutun. (Ondan) sonra ise ya iyilik (yapın), yahud fidye (alın). Yeter ki harb (erbabı) ağırlıklarını bıraksın. (Emir) böyledir. Eğer Allah dileseydi onlardan (muhaarebesiz olarak da) elbet intikaam alırdı. Fakat (muhaarebeyi emr etmesi) sizi birbirinizle imtihan etmesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin amel (ve hizmet) lerini asla boşa çıkarmaz O.
5
Onlara muvaffakıyyet verir, hallerini iyileşdirir,
6
onları, kendilerine tanıtdığı, cennete sokar.
7
Ey iman edenler, siz Allah (ın dinine, Onun peygamberi zişanın) a yardım ederseniz O da (düşmanınıza karşı) size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.
8
Küfredenler (e gelince): Onların hakkı yüzü koyun kapanmakdır. (Allah) onların amel (ve hizmet) lerini boşa çıkarmışdır.
9
Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar Allahın indirdiğini çirkin görmüşlerdir. O da onların amellerini heder etmişdir.
10
Onlar kendilerinden evvelkilerin sonuçlarının nice olduğuna bakmaları için yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı? Allah onların kökünü kırmışdır. O kafirlerin hakkı da bunun benzerleridir.
11
Bunun sebebi şudur: Çünkü Allah şübhesiz iman edenlerin velisi (yardımcısı) dır. Kafirler (e gelince: hakıykaten) onların velisi (yardımcısı) yokdur.
12
Şübhesiz ki Allah iman edib de iyi amel (ve hareket) edenleri altlarından ırmaklar akan, cennetlere sokar. Küfredenler (e gelince: —ki) onlar (dünyada sade) zevk-u safaa ederler, davarların yediği gibi yerler— onların yeri de ateşdir.
13
Biz nice memleket (ler halkını) ki (her biri) seni (içinden) çıkaran (öz) memleketinden daha çok kuvvetli idi — helak etdik. (O zaman) onların (selametine) hiçbir yardımcı da yokdu.
14
Öyle ya, Rabbinden apaçık bir bürhan üzerinde bulunan kimse, o kötü amel (ve hareket) i kendisine süslü gösterilmiş heva (ye heves) lerine uymuş kimseler gibi midir?
15
(Şirkden) sakınanlara va'd olunan cennetin sıfatı (şudur:) İçinde rengi, kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar, tadına halel gelmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şarabdan ırmaklar, süzme baldan ırmaklar vardır, Orada meyvelerin her (çeşidi) onlarındır. (üstelik) Rablerinden de mağfiret vardır. Hiç bu (nlar), o ateşde ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça eden kaynar sudan içirilen kimseler gibi midir?
16
Onlardan öyle kimseler vardır ki seni dinler (ler). Nihayet yanından çıkdıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara "O, demin ne söylediydi ha?" derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalblerinin üzerine mühür basmışdır. Onlar hevaa (ve heves) lerine uymuşlardır.
17
Hidayeti kabul edenler (e gelince: Allah) onların muvaffakıyyetini artırmış, onlara (ateşden nasıl) kaçınacaklarını ilham etmişdir.
18
Haala onlar o saatden ve onun kendilerine ansızın geleceğinden başkasını mı bekliyorlar? işte onun alametleri gelmişdir, öyleyse bu, onlara geldiği vakit düşünüb ibret almaları kendilerine ne faide verecek?
19
Binaen'aleyh (fırsat elde iken) şu: "Allahdan başka hiçbir Tanrı yokdur" hakıykatını bil, hem kendinin, hem erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin günahının yarlığanmasını iste Allah dolaşdığınız yeri de bilir, barındığınız yeri de.
20
İman edenler "(Cihad hakkında) bir sure indirilmeli değil miydi?" derler (di). Fakat hükmü baakıy bir sure indirilib de içinde muhaarebe zikr olununca kalblerinde maraz bulunanların —ölüm (zamanında) üstlerine baygınlık gelmiş olanların bakışı gibi— sana bakmakda olduklarını gördün. Hay (o korkdukları) başlarına gelesi adamlar!
21
(Onların vazifesi) taatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddileşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadakat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.
22
Demek, idareyi ve haakimiyyeti ele alırsanız hemen yer (yüzün) de fesad çıkaracak, akrıbalık münasebetlerinizi bile parçalayıb keseceksiniz öyle mi?!
23
Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden tardetmiş de (kulaklarını) sağır, gözlerini kör yapmışdır.
24
(Öyle olmasa) Kur'anı iyiden iyi anla (yıb hakkı tanı) mazlar mı? Daha doğrusu onların kalbler (i) üzerinde (kat kat) kilidler vardır.
25
Hakıykat, kendilerine hidayet besbelli oldukdan sonra arkalarına dönenler (yok mu?) şeytan onları fitlemiş, onlara uzun zaman göstermişdir.
26
Bunun sebebi şudur: Çünkü hakıykaten onlar Allahın indirdiğini hoş görmeyenlere "Biz size ba'zı emirde itaat edeceğiz" dediler. Halbuki Allah onların gizli konuşduklarını da biliyor.
27
Artık melekler onların, yüzlerine ve arkalarına vura vura, canlarını alırken (halleri) nice olacak?
28
Bu akıbetin sebebi şudur: Çünkü hakıykaten onlar Allahı gazablandıran şeylere tabi' oldular, onun rızaasından hoşlanmadılar da O da amel (ve hareket) lerini boşa çıkardı.
29
Yoksa kalblerinde maraz bulunanlar, kinlerini Allahın asla (meydana) çıkarmayacağını mı sandı (lar)?
30
Eğer biz dilersek sana onları her halde gösteririz de sen de kendilerini mutlakaa simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah amel (ve hareket) terinizi bilir.
31
Andolsun sizi imtihan edeceğiz. Taki içinizden mücahidleri ve sabr-u sebat edenleri belirtelim. Haberlerinizi açıklayalım.
32
Hakıykat, küfredib de Allah yolundan sapanlar, hidayet (yolu) kendilerine besbelli oldukdan sonra bile, peygambere muhaalefet edenler Allaha hiçbir şeyle zarar yapamazlar. O, bunların amellerini hep boşa çıkarır.
33
Ey iman edenler, Allaha itaat edin. Peygambere itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.
34
Küfredib de Allah yolundan sapan, sonra kafirler olarak ölenler (yok mu?) Allah onları kat'iyyen yarlığamaz.
35
Onun için (düşmana karşı) gevşek davranmayın. Siz daha gaalib (ve kaahir durumda) iken (düşmanları, zillet göstererek) sulha da'vet etmeyin. Allah sizinle beraberdir. Amel (ve hizmet) leriniz (in mükafatın) ı asla eksiltmez O.
36
Dünya hayaatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Eğer iman eder, (şirkden) sakınırsanız size mükafatlarınızı verir. O, sizden mallarınızı (n tamamını) da istemez.
37
Eğer sizden onları (n tamamını) ister, bu suretle sizden (talebde) ileri giderse cimri olursunuz ve (bu), sizin kinlerinizi açığa çıkarır.
38
İşte siz Allah yolunda (ancak farz olanı) harcamanıza da'vet edilmekde olanlarsınız. Fakat İçinizde (yine) cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi nefsine cimrilik etmiş olur. Allah (sizin nafakanıza muhtac değildir) ganidir. Siz ise (Onun) fakirler (i, muhtaçları) sınız. Eğer (Ona taatden) yüz çevirirseniz yerinize sizden başka bir kavmi getirir. Sonra da onlar sizin benzerleriniz olmazlar.