35
SURE

Fatır Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Gökleri, yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı (olmak üzere) elçiler yapan Allaha hamd olsun. O, yaratışda ne dilerse (onu) artırır. Şübhe yok ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
2
Allahın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak (habsedecek hiçbir kuvvet) yokdur. Tutacağı şey'i de ondan sonra salıverecek yokdur. O, mutlak gaalib, hukum ve hikmet saahibidir.
3
Ey insanlar, Allahın, üzerinizdeki (bunca) ni'metini (kalbinizle) hatırlayın, (dilinizle) anın. Sizi gökden ve yerden rızıklandıracak Allahdan gayri bir yaratan var mı? Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. O halde nasıl (olub da tevhidden küfre) çevriliyorsunuz?
4
(Habibim) eğer seni tekzib ediyorlarsa senden önceki peygamberler de tekzib edilmişdir. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.
5
Ey insanlar, şübhe yok ki Allahın va'di bir gerçekdir. O halde zinhar sizi dünya hayatı aldatmasın. Çok aldatıcı (şeytan) da sakın sizi Allah (ın hilmi ve imhali) ile aldatmasın.
6
Çünkü şeytan sizin bir düşmanınızdır. Onun için siz de onu bir düşman tutun O, (kendisine tabi' olan) güruhunu ancak alevli cehennemin yaranından olmaları için da'veteder.
7
O küfredenler (yok mu?) onlar için çetin bir azab vardır. iman edenlere, bir de güzel, güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) mağfiret ve büyük mükafat da bunlarındır.
8
Ya kötü amel (ve Hareket) i kendisine süslü gösterilib de onu hoş gören adam mı (Allahın hidayet etdiği kimseler gibi tanılacak)? Şübhe yok ki Allah kimi dilerse şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola sevk eder. O halde (habibim) nefsin onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle tükenib) gitmesin. Çünkü Allah onların neler yapmakda olduklarını çok iyi bilendir.
9
Allah rüzgarları salıverib de bulut (ları) harekete getirmekde olandır. Derken biz onu ölü bir toprağa sürüb onunla yeri, ölümünün ardından, canlandırmışadır. İşte (ölülerin) dirilme (si) de böyledir.
10
Kim ululanmak hevesine düşerse (bilin ki) bütün ululuk Allahındır. Güzel kelimeler ancak Ona yükselir. Onu da iyi amel (ve hareket) yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar (a gelince): Onlar için çetin bir azab vardır. Onların (kurdukları) tuzağın bizzat kendisi mahvolur.
11
Allah sizi bir toprakdan, sonra bir meniden yaratdı. Sonra da sizi çift çift yapdı. Onun ilmi olmaksızın hiçbir dişi gebe olmaz, doğurmaz da. Ömrü uzatılana çok ömür verilmesi, (kısaltılanın) ömründen eksiltilmesi de haaric olmamak üzere (hepsi) bir kitabda (yazılı) dır. Şübhe yok ki bu (nlar). Allaha göre kolaydır.
12
İki deniz (in suyu) bir olmaz. Şu çok tatlıdır, susuzluğu keser, içimi boğazdan kolay geçer; şu çok tuzludur, acıdır (boğazı yakar kavurur). Bununla beraber siz her birinden tamtaze bir et yersiniz. Giyeceğiniz (takınacağınız) bir zinet çıkarırsınız. (Allahın) fazl (ve kerem) inden (nasıybinizi) aramanız, Ona şükretmeniz için her birinde gemilerin, (suları) yara yara, gitdiklerini görürsün.
13
O, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içerisine sokar. Güneşi, ayı teshıyr etmişdir. Her biri muayyen bir müddet için akıb gidiyor. İşte bunlar (ı yapan) Allahdır, sizin Rabbinizdir. Mülk Onundur. Onu bırakıb tapdıklarınız ise bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik olmazlar.
14
Eğer onlara düa ederseniz duanızı işitmezler, (bilfarz) işitseler bile size cevab vermezler. Kıyamet gününde de onlar sizin müşrikliğinizi tanımayacaklardır. Her şeyden hakkıyle haberdar olan (Allah) gibi sana (hakıykatı hiçbir şey) haber vermez.
15
Ey insanlar, siz Allaha muhtaçsınız. Allah ise, O, her şeyden müstağnidir, her hamde layıkdır.
16
Eğer dilerse sizi giderir, (yerinize) yepyeni bir halk getirir.
17
Bu, Allaha göre güc de değildir.
18
Günah işleyen hiçbir nefs, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü (günahı) ağır bir kişi (diğer birini) onu taşımıya çağırırsa, bu, hısımı da olsa, kendisine ondan hiçbir şey yükletil (mesine rızaa göstermez. Sen ancak gaaibane Rabbinden korkmakda olanları, namazı dosdoğru kılanları sakındıracaksın. Kim temizlenirse sırf kendi faidesine temizlenmiş olur. Nihayet varış Allahadır.
19
(19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.
20
(19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.
21
(19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.
22
(Hulasa:) Dirilerle ölüler bir olmaz. Şübhesiz ki Allah kimi dilerse ona (hakıykatları) duyurur. Sen kabirlerde olanlara da işitdirecek değilsin a!..
23
Sen gelecek tehlikeleri haber veren (bir peygamber) den başkası değilsin.
24
Şübhesiz ki biz seni (rahmetimizin) müjdeci (si,) (azabımızın) korkutucu (su) olarak hidayetle gönderdik. Hiçbir ümmet müstesna olmamak üzere mutlakaa içinde (azabdan) bir korkutucu (peygamber gelib) geçmişdir.
25
Eğer (Habibim) seni tekzib ediyorlarsa kendilerinden öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) dir. Halbuki onların peygamberleri kendilerine açık açık mu'cizeler, sahifeler ve nuur veren kitablar da getirmişlerdi.
26
Sonra ben o küfredenleri tutub yakaladım. (Bak) benim inkarım da nice imiş!.
27
Allahın, gökden bir su indirdiğini ve işte onunla nev'ileri başka başka meyveler (bitirib) çıkardığımızı görmedin mi? Dağlardan da beyaz beyaz, kırmızı kırmızı, renkleri çeşidli ve kuzguni siyah yollar (yapdık).
28
(Gerek) insanlardan, (gerek) yerde yürür hayvanlardan, (gerek) davarlardan da yine böyle renkleri (nevileri) muhtelif olanlar vardır. Allahdan, kulları içinde, ancak alimler korkar. Şübhe yok ki Allah mutlak gaalibdir, çok yarlığayıcıdır.
29
Hakıykat, Allahın kitabını okumıya devam edenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerini rızklandığımız şeylerden gizli ve aşikar infaak edenler kat'iyyen kesad bulmayacak bir kazanç umabilirler.
30
Çünkü (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz öder. Onlara, fazl (-u kerem) inden, ziyadesini de verir. Şübhesiz O, çok yarlığayıcıdır, çok in'aam edicidir.
31
(Habibim) sana kendisinden öncekilerin doğrusunu meydana çıkarmak üzere vahyetdiğimiz kitab hakıykatın ta kendisidir. Herhalde Allah kullarının (bütün hallerinden) hakkıyle haberdardır, (her şey'i) hakkıyle görendir.
32
Sonra bir o kitabı kullarımızdan (beğenib) seçdiklerimize miras bırakdık. İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir, onların ba'zısı mu'tedildir, onlardan bir kısmı da Allahın izniyle hayrat (ve hasenat yarışların) da öncü ol (up kazan) andır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.
33
(Mükafatları da) Adn cennetleridir. Oraya girerler. Orada altın bileziklerden (nice zinetlerle) ve inci ile süslenirler. Orada elbiseleri de ipekdir.
34
(Şöyle) derler: "Bizden tasayı gideren Allaha hamd olsun. Hakıykat, Rabbimiz çok yarlığayıcıdır, çok in'aam edicidir".
35
"Ki fazl (-u inayet) inden bizi (ebedi) durulacak bir yurda kondurdu O. Burada bize hiçbir yorgunluk değmeyecek burada bize hiçbir usanç dokunmayacak".
36
O küfredenler (e gelince:) Cehennem ateşi de onlarındır. Öldürülmezler ki ölsünler. (Cehennemin) azabından (velev) bir kısmı onlardan kaldırılıb hafifletilmez de. İşte biz küfürde ileri giden herkesi böyle cezalandırırız.
37
Onlar orada (şöyle) bağrışırlar. "Ey Rabbimiz, bizi çıkar. Yapmış olduğumuzdan bambaşka iyi amel (ve hareketler) de bulunacağız". Size iyice düşünecek kimsenin düşünebileceği, öğüt kabul edebileceği kadar ömür vermedik mi? Size (azab ile) korkutan da gelmişdi. Şimdi tadın (o azabı)! Artık zaalimler için hiç bir yardımcı yokdur.
38
Şübhesiz ki Allah göklerin ve yerin kaybını bilendir. Muhakkak O, göğüslerin özünde ne varsa onu da hakkıyle bilicidir.
39
O, sizi yer yüzünde halifeler yapandır. Artık kim küfrederse küfrü kendi zararınadır. Kafirlerin küfrü kendilerine Rableri katında şiddetli buğuzdan başka (bir şey) artırmaz. Kafirlerin küfrü kendilerine hüsran (ve helak) den başka (bir şey) artırmaz.
40
(Habibim) de ki: "Allahı bırakıb tapdığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Yerden her hangi bir şey'i yaratdıklarını bana gösterin"! Yoksa onların göklerde (Allah ile) bir ortaklığı mı var? Yahud biz onlara bir kitab vermişiz de kendileri bundan apaçık bir hüccet üzerinde midirler? Hayır, o zaalimler birbirini aldatmakdan başka bir va'dde bulunmuyor (lar).
41
Şübhesiz ki Allah gökleri ve yeri zeval bulmalarından (korumak için bizzat) tutmakdadır. Eğer onlar zeval bulurlarsa andolsun ki, ondan sonra kimse bunları tutamaz. Hakıykaten o (Allah) ukuubetde aceleci değildir. Çok yarlığayıcıdır.
42
Onlar, kendilerine azab ile korkutucu (bir peygamber) gelirse her halde (diğer) ümmetlerden herhangi birinden daha ziyade doğru yolu tutacaklarını yeminlerinin bütün hızıyle Allaha andetmişlerdi. Fakat onlara azab ile korkutan (bir peygamber) gelince bu, onların (hakdan) uzaklaşmalarından başka bir şey attırmadı.
43
Çünkü (onlar) yer (yüzün) de büyüklenmek, fena (ve) hiyle (li tuzaklar) kurmak (istiyorlar). Halbuki kötü düzen, ona ehil olandan başkasını sarmaz. Ya onlar daha evvel ki (ümmet) ler (hakkında cari olan) kaanundan başkasını mı bekliyorlar? (Hayır) sen Allahın kaanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Sen Allahın kaanununda asla bir döneklik de bulamazsın.
44
Bunlar kendilerinden öncekilerin akıbeti nice olmuşdur, görmeleri için yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı? Halbuki (o öncekiler) kuvvetçe bunlardan daha şiddetli idiler. Ne göklerde, ne yerde hiçbir şey Allahı aciz bırakamaz. Şübhesiz ki O, hakkıyle bilendir, (her şey'e) hakkıyle kaadirdir.
45
Eğer Allah insanları kazandıkları (günahlar) yüzünden (hemen) muahaze etseydi (yerin) sırtında hiçbir canlı mahluk bırakmazdı. Fakat O, bunları muayyen bir müddete kadar gecikdiriyor. Nihayet vakıfları gelince muhakkak ki Allah kullarını hakkıyle görücüdür.