49
SURE

Hucurat Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey iman edenler. . . Allah'ın ve O'nun Rasulünün önüne (beşeri düşünce ve yorumlarınızla, değerlendirmelerinizle) geçmeyin; Allah'tan (şartlanmaya dayalı değer yargılarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) korunun! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Aliym'dir.
2
Ey iman edenler. . . Seslerinizi (fikirlerinizi) O Nebi'nin sesinin (bildirdiklerinin) üstüne yükseltmeyin! Birbirinize hitap ettiğiniz gibi (laubali şekilde) yüksek sesle O'na hitap etmeyin! (Yoksa) siz farkında olmadan yaptıklarınız boşa gider!
3
Gerçekten Rasulullah'ın katında seslerini kısanlar var ya, işte onlar Allah'ın anlayışlarının ne seviyede olduğunu ortaya çıkarttığı kimselerdir. . . Onlar için bir bağışlanma ve çok büyük karşılık vardır.
4
Sana, evinin dışından (dışarıdan) seslenenlere gelince, onların çoğunluğu aklını kullanmayanlardır! (Seslenip yanlarına çağırmak, aklını kullanmamak olarak değerlendiriliyor! Dikkat edilesi bir konu! A. H. )
5
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette onlar için daha hayırlı olurdu. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
Ey iman edenler. . . Eğer bir bozuk inançlı size bir haber getirirse, iyice araştırın. . . (Yoksa) işin doğrusunu bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişmanlık duyarsınız!
7
İyi anlayın ki, Rasulullah içinizdedir! Eğer (O) çoğu işte size uysa, elbette sıkıntıya düşerdiniz! Ne var ki Allah size imanı (hakikatinizi hissetmeyi) sevdirdi, onu anlayışınızda güzel gösterdi ve küfrü (gerçeği ret), fusuku (bilinci körleten imanın dışına taşan fiilleri) ve isyanı (nefsani hırsları) size sevimsiz gösterdi. . . İşte bunlar olgunluğa erenlerin ta kendileridir!
8
Allah'tan bir lütuf ve bir nimet olarak. . . Allah, Aliym'dir, Hakiym'dir.
9
Eğer iman edenlerden iki topluluk çarpışırlarsa, onların arasını düzeltin. . . Eğer onlardan biri diğerine karşı haddi aşıp tecavüz ederse, o tecavüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın! Eğer dönerlerse, adaletle aralarını bulun. Muhakkak ki Allah, her şeyin hakkını verenleri sever.
10
Muhakkak ki iman edenler kardeştirler! O halde iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korunun ki rahmete eresiniz.
11
Ey iman edenler. . . Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!
12
Ey iman edenler! Zannın çoğundan (doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütmekten) kaçının! Muhakkak ki bazı zanlar suçtur (şirk veya şirke yola açar)! Tecessüs etmeyin (merakla başkalarının özel yaşantısını araştırmayın)! Kiminiz de kiminizin gıybetini yapmasın! Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz! Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah Tevvab'dır, Rahıym'dir.
13
Ey insanlar. . . Muhakkak ki biz sizi (hep aynı şekilde) bir erkek ile bir dişiden yarattık (Adem hariç kaydı yok bu bildirimde); tearuf (tanışıp birbirinizden farklı özellikleri, kemalatı elde) edesiniz diye sizi ırklar - türler ve toplumlar olarak oluşturduk. . . Muhakkak ki Allah indinde sizin en ekreminiz (en şerefliniz), sizin en muttaki (hakikate uygun şekilde) yaşayanınızdır! Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Habiyr'dir.
14
Bedeviler (kabileler - aşiretler halinde şartlanmalarla cahilce yaşayanlar): "İman ettik" dediler. . . De ki: "İman etmediniz! Fakat 'müslüman olduk' deyin! İman henüz bilincinizde açıklık kazanıp yerleşmemiştir! Eğer itaat ederseniz Allah'a ve Rasulüne, (Allah) çalışmalarınızdan hiçbir şey eksiltmez. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
15
İman ehli şu kimselerdir ki, varlıklarını Esma'sıyla yaratan Allah'a ve O'nun Rasulüne iman ettiler; sonra da bunda şüpheye düşmediler; Allah yolunda varlıklarıyla ve nefsleriyle (canlarıyla) savaş verdiler! İşte bunlar sadıkların (hakikati yaşamlarıyla tasdik edenlerin) ta kendileridir!
16
De ki: "Din anlayışınızı Allah'a mı öğretiyorsunuz! Allah, semalarda ne var ve arzda ne var bilir. . . Allah, Bi-külli şey'in Aliym'dir. "
17
Onlar İslam oldular diye sana lütufta bulunduklarını mı sanıyorlar! De ki: "İslam'ı kabullenmeniz bana bir lütuf değildir (bunu kendi çıkarınız için yapıyorsunuz)! Bilakis sizi imana yönlendirmekle Allah size lütufta bulunmuştur! Eğer (imanınızda) sadıklar iseniz (bilirsiniz böyle olduğunu). "
18
Muhakkak ki Allah, semaların ve arzın algılanmayanlarını bilir. . . Allah, yaptıklarınızı (varlığınızda olarak) Basıyr'dir.