48
SURE

Fetih Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Kesinlikle sana öyle bir fetih (görüş açıklığı) verdik ki, (o) Feth-i Mubiyn'dir (apaçık açık hakikati sistemi müşahede)!
2
Bu yüzden Allah, senin geçmiş ve (fethe rağmen oluşacak) gelecek tüm zenbini (bedenselliğinin doğal getirisi perdeliliklerini) mağfiret eder (örter) ve sana olan nimetini tamamlar; seni, hakikatini yaşama yolunda yürütür!
3
Allah seni benzersiz, karşı konulmaz bir zafere erdirir!
4
İmanlarının kat kat artması için, iman edenlerin kalplerine sekine (sükun, güven duygusu) inzal eden "HU"dur! Semalar ve arzın orduları Allah içindir! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
5
İmanlı erkek ve kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması, onlardan kötülüklerini silmesi içindir. . . İşte bu Allah indinde aziym kurtuluştur!
6
Bir de Esma'sıyla hakikatleri olan Allah hakkında su-i zanda bulunan (O'nu tanrı gibi düşünen) münafık (ikiyüzlü) erkek ve kadınlara, şirk koşan erkek ve kadınlara azabı yaşatması içindir! Zanları yüzünden devranın belası başlarında patlasın! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş (inkarları sonucu hakikati yaşamaktan uzaklaştırmış); onlar için cehennem hazırlamıştır! Ne kötü dönüş yeridir!
7
Semalar ve arzın orduları (kuvveleri) Allah'ındır. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
8
Muhakkak ki biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik!
9
Artık varlığınızın Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasulüne iman edip; O'na yardımcı olasınız, O'nu yüce bilip saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tespih edesiniz.
10
Gerçektir ki (Rasulüm) sana biat edenler (el tutuşup bağlılık sözü verenler) Allah'a biat etmişlerdir ve Allah'ın EL'i onların elleri üzerindedir (Biat edenlerin elleri üstünde Allah'ın eli tedbir eder)! Kim sözünü bozarsa sadece kendi nefsi aleyhine bozmuş olur; kim Allah ahdinde bağlılık gösterirse, ona da büyük ecir verir!
11
Bedevilerden geri bırakılanlar: "Bizi mallarımız ve çoluk çocuğumuz meşgul etti; bizim için mağfiret dile" diyecekler. . . Onlar gerçekte, öyle düşünmediklerini dillendiriyorlar! De ki: "Sizde bir zarar açığa çıkarmayı irade ederse ya da sizde bir fayda oluşturmayı irade ederse; kim Allah'ın istediğine karşı koyabilir?". . . Hayır, Allah yaptıklarınızdan (yaratanı olarak) haberdardır.
12
Aslında siz Rasul ve iman edenlerin, ailelerine asla geri dönmeyeceklerini zannettiniz! Bu fikir bilincinize güzel göründü de, böylece kötü zanda bulundunuz; helakı haketmiş bir topluluk oldunuz!
13
Kim varlığının Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasulüne iman etmezse, bilsin ki hakikat bilgisini inkar edenler için sairi (alevli bir ateşi - radyasyon dalgaları) hazırlamışızdır.
14
Semalar ve arzın mülkü Allah içindir! Dilediğini mağfiret eder (suçlu halini örter); dilediğini azaplandırır (bedenselliğinin getirisine terk eder)! Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
15
Bu geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Bırakın biz de sizinle gelelim" derler. Onlar, Allah kelamını (sözünü) değiştirmek istiyorlar! De ki: "Siz bize asla uyamazsınız; daha önce Allah böyle buyurdu (hükmetti)". . . Bu kez şöyle derler: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz". . . Bilakis onlar, anlayışı kıt kimselerdir!
16
Bedevilerden o geri bırakılanlara de ki: "Siz son derece güçlü, cengaver bir toplulukla savaşa davet olunacaksınız. . . Onlarla savaşırsınız yahut onlar İslam olurlar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir ecir verir. . . Fakat daha önce yüz çevirdiğiniz gibi gene döneklik yaparsanız, sizi feci bir azap ile azaplandırır. "
17
Köre, topala ve hasta olana zorlama yoktur! Kim itaat ederse Allah ve Rasulüne, onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. . . Kim de yüz çevirirse (Allah) onu feci bir azapla azaplandırır.
18
Andolsun ki Allah, o ağacın altında sana biat ettiklerinde iman edenlerden razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi de, üzerlerine sekine (huzur) inzal etti ve kendilerine feth-i kariyb (yakin açıklığı) verdi.
19
Onları, alacakları birçok ganimetlere de nail etti. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
20
Allah, size elde edeceğiniz birçok ganimetler vadetmiştir. . . Bunu da size pek çabuk verdi ve insanların ellerini sizden vazgeçirdi ki, bu iman edenler için bir işaret olsun ve sizi sırat-ı müstakime hidayet etsin.
21
Henüz onlara gücünüzün yetmediği daha başka şeyler de vadetti ki, onları Allah (içten ve dıştan) ihata etmiştir. (Zaten) Allah her şeye Kaadir'dir.
22
Eğer hakikat bilgisini inkar edenler sizinle savaşsalardı, elbette arkalarını dönüp kaçacaklardı. . . Sonra da hiçbir veli (koruyucu) ve yardımcı bulamazlardı.
23
Bu süregelen Sünnetullah'tır! Sünnetullah'ta asla değişme bulamazsın!
24
Sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan uzak tutan "HU"dur! Allah yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Basıyr'dir.
25
Onlar o kimselerdir ki; hakikat bilgisini inkar ederler, sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular, bekletilen hedy kurbanlarının yerlerine ulaşmasına mani oldular. . . Şayet orada (onların arasında) kendilerini henüz bilmediğiniz için çiğneyip ezeceğiniz ve bu bilmeyerek yapılan iş yüzünden üzüleceğiniz iman eden erkekler ve iman eden kadınlar olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). . . Dilediğini rahmetine sokmak içindi bu. . . Eğer birbirlerinden (iman edenlerle - kafirler) ayrılmış olsalardı, onlardan inkara sapanları elbette elim bir azap ile azaplandırırdık. (Salihlerin bulundukları yere gazabı ilahi inmez. . . 8. Enfal: 33 ve 29. Ankebut: 32)
26
O zaman hakikat bilgisini inkar edenler, kalplerine hamiyeti (köylülük - cahillik gururu), cehalet tutuculuğunu (yeniye kapalılık) yerleştirmişlerdi. . . Allah, Rasulüne ve iman edenlere sekine inzal etti ve onları kelime-i takva (la ilahe illAllah) anlayışında sabitledi. . . Onlar bu sözü bizatihi yaşayarak hak etmiş ve ehil kimselerdi. . . Allah her şeyi Aliym'dir.
27
Andolsun ki Allah, Rasulüne rüyasını Hak olarak doğruladı. . . İnşaAllah, (kiminiz) kafalarınızı tıraş etmiş ve (kiminiz saçlarınızı) kısaltmış olarak, güven içinde Mescid-i Haram'a kesinlikle gireceksiniz! (Allah) bilmediğinizi bilerek size bundan önce feth-i kariyb (yakınlık {kurb} fethi) müyesser kıldı.
28
O, Rasulünü, hakikatin dillenişi olarak (bil-HÜDA) ve Hak Din (Esma'nın açığa çıkışı sistemi ve düzeni olan Sünnetullah realitesi anlayışı) ile irsal etti ki, O'nu tüm din anlayışlarına üstün kılsın! (Varlıklarında) Şehiyd olarak Allah yeter.
29
MUHAMMED, Rasulullah'tır! O'nunla beraber bulunanlar, küffara (gerçeği reddedenlere) karşı sert, kendi aralarında çok merhametlidirler. . . Onları rüku eder (varlıkta her an tedbir edenin Allah Esma'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tazimi içinde), secde eder (varlığın yalnızca Esma özelliklerinden ibaret olarak kendilerine özgü bağımsız vücutları olmadığının müşahedesiyle "yok"luklarını hisseder) ve Allah'tan fazl (lütfu - Esma kuvvelerinin farkındalığı) ve RIDVAN (Hakikatinin farkındalığıyla bunun sonuçlarını kuvveden fiile çıkarma özelliği) ister halde görürsün. . . Simalarına gelince, vechlerinde (şuurlarında "yok"luklarının idrakı olan) secde eseri vardır! Bu onların Tevrat'taki (nefse dönük hükümler) misal yollu anlatımlarıdır. . . İncil'deki (teşbihi) temsillerine gelince: Bir ekin ki filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış da gövdesi üzerine doğrulmuştur; ekincilerin hoşuna gider. . . Böyle yapar ki, onlarla (Esma'sıyla açığa çıkardığı) küffarı (gerçeği reddedenleri) öfkelendirsin! Allah onlardan iman edip bunun gereğini uygulayanlara mağfiret ve çok büyük karşılığını yaşatmayı vadetmiştir.