24
SURE

Nur Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
(Bu) inzal ettiğimiz ve (hükmünü) gerekli kıldığımız bir suredir. . . Tezekkür etmeniz (hatırlayıp düşünmeniz) için onda apaçık işaretler inzal ettik.
2
Zina (evlilik dışı ilişki) yaşayan dişi ile zina eden erkek(e gelince). . . Her birine yüz değnek vurun! Eğer Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a ve sonsuz gelecek yaşam sürecine iman etmiş iseniz, Allah'ın Dininde (sisteminde) o ikisi ile ilgili acıma sizi engellemesin (bilakis bu ceza onlara rahmet ve sevginin sonucudur). . . İman edenlerden bir kısmı da o ikisinin azabına şahit olsun.
3
Zina (evlilik dışı ilişki) yaşayan erkek ancak zina eden yahut müşrik bir dişiyi nikah eder. . . Zina eden dişi de ancak zina eden veya müşrik bir erkekle nikah eder. Bu, iman edenlere haram edilmiştir.
4
İffetli kadınlara iftira atıp (zina iddiasında bulunup) sonra dört şahit getirmeyenlere gelince; onlara seksen kere sopa vurun ve onların şahitliklerini ebediyen kabul etmeyin. . . Onlar inancı bozulmuşların ta kendileridir.
5
Ancak ondan sonra tövbe edenler ve hallerini düzeltenler hariç. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
Kendi eşlerine zina iftirası atıp da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince; onların her birinin şahitliği, kendilerinin kesinlikle doğru söyleyenlerden olduğuna dair "Allah" adına dört kere (yemin ederek) şahitliktir.
7
Beşincisinde: Eğer yalancılardan ise, Allah'ın laneti kendi üzerine olsun, demesidir.
8
(Kendini savunan kadın da): O kesinlikle yalancıdır, diye "Allah" adına dört kez kendi sözünün doğruluğuna yeminle, kendisinden ilgili cezayı savar.
9
Ve beşincisinde: Eğer doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabı kendi üzerine olsun, demesidir.
10
Ya üzerinizde Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti olmasaydı ve Allah muhakkak Tevvab ve Hakiym olmasaydı!
11
Muhakkak ki zina iftirasıyla gelenler (Hz. Ayşe r. a. 'a iftira eden münafıklar) sizden sırf o çirkin itham için bir araya gelen bir gruptur! Onu (iftirayı) sizin için bir şerr sanmayın! Bilakis o sizin için bir hayırdır. . . Onlardan her bir kişinin o suçtan kazandığı kendisinindir. Onlardan suçun büyüğünü üstlenen elebaşına gelince, onun için çok büyük azap vardır.
12
Onu (iftirayı) işittiğinde iman eden erkekler ve iman eden kadınların birbirleri hakkında hayır zannında bulunup: "Bu apaçık iftiradır" demeleri gerekmez miydi?
13
(O iftirayı yayanlar) buna dair dört şahit getirmeli değil miydiler? Mademki şahitleri getirmediler, işte onlar Allah indinde yalancıların ta kendileridirler.
14
Eğer dünyada ve sonsuz gelecek sürecinde Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, attığınız iftira yüzünden kesinlikle çok büyük azap dokunurdu.
15
İftirayı dedikodu yollu edinip, hakkında kesin bir bilginiz olmayan şeyi laflıyor ve bunu sıradan bir konuşma sanıyorsunuz. . . (Oysa) o, Allah indinde azimdir (büyük bir şey)!
16
Onu (o yalanı) işittiğinizde: "Bunu konuşmak bizim işimiz değildir! Subhaneke (Seni tenzih ederiz)! Bu, aziym bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?
17
Eğer iman edenler iseniz, bunun benzeri bir olayı sonsuza dek yaşamamanız için Allah sizi uyarır!
18
Allah size işaretlerini açıklıyor. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
19
İman edenler arasında çirkin söylentilerin yayılmasını sevenler var ya, onlar için dünyada da sonsuz gelecek süreçte de elim bir azap vardır. . . Allah bilir, siz bilmezsiniz.
20
Ya üzerinizde Allah'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı! Allah muhakkak Rauf'tur, Rahıym'dir!
21
Ey iman edenler. . . Şeytanın adımlarına (bedenin dürtülerine) tabi olmayın! Kim şeytanın adımlarına tabi olursa (bilsin ki) kesinlikle şeytan fahşa (aşırı bedenselliği yaşamayı) ve münkeri (haddi aşmayı) emreder. . . Eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti olmasaydı sizden hiçbir kimse ebediyen arınıp gelişme gösteremezdi! Fakat Allah dilediğini arındırır. . . Allah Semi'dir, Aliym'dir.
22
Sizden faziletli ve varlıklı olanlar; yakınlık sahiplerine, miskinlere ve Allah yolunda göç edenlere vermemeye yemin etmesinler. . . Affetsinler ve hoşgörülü olsunlar. . . Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
23
Kozasında yaşayıp hakikat bilgisi olmayarak, iman eden iffetli kadınlara iftira atanlar, muhakkak dünyada da sonsuz gelecekte de lanetlenmişlerdir. . . Onlar için çok büyük bir azap vardır.
24
O süreçte; onların dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları yüzünden kendilerine karşı şahitlik eder.
25
O süreçte Allah kendilerine (Sünnetullah gereği) yaptıklarının sonucunu tamamıyla yaşatacaktır; bilecekler ki Allah, apaçık Hakk'ın ta kendisidir.
26
Çirkin fikir ve davranış sahibi kadınlar, çirkin ahlaklı erkekler içindir; çirkin ahlaklı erkekler de çirkin fikir ve yaşam içindeki kadınlar içindir. . . Temiz, iyi fikir sahibi kadınlar, temiz erkekler içindir; temiz fikir sahibi erkekler, iyi fikir sahibi, saf kadınlar içindir. . . İşte bunlar, (o iftiracıların) dedikleri şeylerden uzak olanlardır. . . Onlar için bir mağfiret ve kerim bir yaşam gıdası vardır.
27
Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izinlerini almadan ve o hane halkına selam vermeden girmeyin! Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki bunun anlamını düşünürsünüz.
28
Eğer içeride biri yoksa size izin verilinceye kadar oraya girmeyiniz. . . Eğer size "Geri dön" denilirse, geri dönün. . . Bu sizin için daha temizdir. . . Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Aliym'dir.
29
İçinde yaşanılmayan ve içlerinde size ait bir eşya bulunan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. . . Allah açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
30
İman edenlere de ki: Nazarlarını sakınsınlar (cinsel arzuyla bakmaktan kaçınsınlar) ve cinsel organlarını korusunlar. . . Bu onlar için daha temizdir. . . Muhakkak ki Allah yapıp işlediklerini (yaratan olarak) Habiyr'dir.
31
İman eden kadınlara da de ki: Nazarlarını sakınsınlar (cinsel arzuyla bakmaktan kaçınsınlar) ve cinsel organlarını korusunlar ve zinetlerini, ondan zahir olan müstesna, açığa vurmasınlar. . . Hımarlarını (başlarına örttükleri örtünün arkaya sallandırdıkları uçlarını, göğüs açıklıklarını kapatacak şekilde) öne getirsinler. . . (Allah'ın bahşetmiş olduğu) zinetlerini göstermesinler. . . Ancak (şu kimseler hariç): Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut erkek kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut sağ ellerinin malik oldukları (cariye) yahut ricalden erkekliği kalmamış ihtiyarlara sahibinden başka tabileri (hizmetçileri) yahut kadınların avreti üzere erkek çocuklar. . . Göğüslerine dikkati çekmek ve erkekleri tahrik amacıyla, yürürken ayaklarını vurmasınlar. . . Ey o iman edenler, hepiniz topluca Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
32
Sizden evli olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salihleri nikahlayın! Eğer onlar fakirseler, Allah kendi fazlından onları zengin eder. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.
33
Nikah (eş - imkanı) bulamayanlar da, Allah kendi fazlından onları zengin edinceye kadar iffetli olsunlar. . . Sahip olduğunuz kölelerden azatlık belgesi talep edenlerle -eğer onlarda bir hayır bilmiş iseniz- yazılı anlaşma yapınız ve onlara Allah'ın size verdiği maldan veriniz. . . Cariyeleriniz iffetli-namuslu kalmayı dilerler ise, dünya hayatının geçici menfaatini isteyerek fuhşa zorlamayın. . . Kim onları zorlar ise, muhakkak ki Allah onların bu yaptıklarından sonra (onlara) Ğafur'dur, Rahıym'dir.
34
Andolsun ki, size gerçeği açıkça gösteren işaretler, sizden önce gelip geçmişlerden örnekler ve korunmak isteyenler için ibret alınacak öğüt inzal ettik.
35
Allah, semaların ve arzın nurudur (NUR, ilimdir - candır - datadır; semalar ve arzın hakikati ilimden {DATA} ibarettir)! O'nun nurunun (ilminin varlığı ve açığa çıkışı) misali şuna benzer: İçinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil (beyin) gibidir. . . O lamba da bir sırça (şuur) kapsamındadır! O sırça (şuur) sanki inciden bir yıldız (yaradılış amacına göre işlevlenmiş Esma bileşimi) gibidir ki, doğu ve batıya (mekan ve zamana) ait olmayan mübarek bir ağaçtan (insani hakikatin), yani zeytinden (TEK'lik şuuruna sahip olması) tutuşturulur! O ağacın yağı (şuurdaki hakikat müşahedesi) neredeyse kendisine bir nar (arınma çalışmaları) dokunmasa da ışık saçar! Nur'un ala nur'dur (Esma ilminin birimsel ilim suretinde açığa çıkışı). . . Allah (insanın hakikati olan Esma mertebesi) dilediği kimseyi kendi nuruna (kendi hakikati ilmine) erdirir! Allah insanlar için misaller veriyor. . . Allah her şeyi (Esma özellikleriyle, o şey olduğu için) Bilen'dir.
36
(O Nur = hakikat ilmi) Allah'ın, yükseltilmesine ve içlerinde (şuurda) kendi isminin (işaret ettiğinin) zikredilmesine (hatırlanıp müşahedesine, Esma'sının elvermesiyle) izin verdiği evlerdedir (beyin - bilinç)! Sabah-akşam (afaki ve enfüsi seyirde) oralarda (o evlerde) O'nun tespihindedirler!
37
(Onlar o) Ricaldir ki, kendilerini ne ticaret ne de (dünyevi) alışveriş Allah'ın Zikri'nden (hakikatlerini hatırlamaktan engelleyip), salatın ikamesinden (hakikatini yaşamaktan) ve zekatı vermekten (kendisindekini karşılıksız paylaşmaktan) alıkoymaz! Onlar, kalplerinde (şuurlarında açığa çıkan içsellikteki hakikat) ve gözleriyle görecekleri (afakta müşahede edilecek dışsal gerçeklik) nedeniyle, dönüşülecek süreçten korkarlar.
38
(Bu yüzdendir ki), Allah onlara, çalışmalarının sonucunu en güzel şekilde yaşatır ve onlara lütfuyla, fazlasını da bağışlar. . . Allah dilediğini ölçüsüz yaşam gıdasıyla besler!
39
Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, onların çalışmaları da, çöllerdeki susayanın su sandığı serap gibidir! Nihayet ona (seraba, amellerine), (ölümü tadarak) ulaştığında, bir şey bulmaz! Allah'ı kendi indinde bulmuştur (Esma'sıyla hakikatinde olduğunu fark etmiştir ama ne yazık ki bunu değerlendirmekte geri dönüşü olmayan noktadadır)! (Allah da) ona geçmiş yaşantısının sonuçlarını tümüyle yaşatır! Allah Seriy'ul Hisab'dır (yapılanın sonucunu anında yaşatan)!
40
Yahut (onun yaşantısının getirisi), derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga kaplar, onun üstüne de başka bir dalga (onu bürür), bu ikinci dalganın üstünde de bulutlar! Birbirinin üstünde karanlıklar! (İçinde bulunan) elini dışarı çıkarsa, neredeyse onu göremez. . . Allah kimde nur (ilim) oluşturmamışsa (artık) onun nuru (ilmi) olmaz!
41
Görmedin mi ki, semalarda ve arzda ne varsa ve saf saf kuşlar, Allah'ı tespih eder (kulluk işlevini yerine getirmek suretiyle). . . Her biri kendi salatını (hakikati olan Esma bileşiminin gereğini yaşaması) ve kendi tespihini (salatının sonucu olan işlevi) gerçekten bilmiştir. . . Allah yaptıklarını (Esma'sıyla hakikati olarak) Aliym'dir.
42
Semaların ve arzın varlığı (dilediği manaları seyretmek için onları ilminde vareden) Allah içindir ve dönüş Allah'adır!
43
Görmedin mi ki Allah bulutları (fikirler) sürüyor, sonra aralarını birleştiriyor (onları hikmetle bütünleştirip), sonra üst üste yığıyor (sistem ve düzen)! Böylece yağmurun (rahmetin) onların aralarından çıktığını görürsün. . . Semadan, dağlar misali bulutlardan (rahmet kaynağından) dolu (hakikat ilmi sağanağı) boşanır. . . Onu dilediği kimseye isabet ettirir, dilediği kimseden de çevirir! Onun şimşeğinin (tecelli-i zat'ı berki = anlık şuurda parlayan zata dönük hakikat müşahedesi) şiddetli parıltısı neredeyse görülesileri görülmez eder!
44
Allah geceyi ve gündüzü birbirine dönüştürüyor (müşahede, içsellikle {enfüsi} dışsallık {afaki} arasında yer değiştirmede)! Muhakkak ki bunda basiret sahipleri için bir ibret vardır.
45
Allah her DABBE'yi (canlı - hareketliyi) sudan yarattı. . . Onlardan kimi karnı üzerinde yürür, onlardan kimi iki ayak üzerinde yürür ve onlardan kimi de dört ayak üzerinde yürür. . . Allah (bunlarda) dilediğini halk eder. . . Muhakkak ki Allah her şey üzerine Kaadir'dir.
46
Andolsun ki açıklayıcı işaretler inzal ettik. Allah dilediğini sırat-ı müstakime hidayet eder.
47
"Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Bir-Rasul'e (Rasulü olarak hükmüne) iman ettik, itaat ettik" diyorlar; ama onlardan bir grup bunu dedikten sonra geri dönüyor! Onlar imanlı değillerdir!
48
Aralarında hükmetsin diye Allah'a ve O'nun Rasulü'ne çağırıldıklarında, bir de bakarsın ki onlardan bir bölümü yüz çeviriyor.
49
Eğer gerçek kendi lehlerine ise, sürat ve itaat ile ona gelirler!
50
Onlar sağlıklı mı düşünemiyorlar, yoksa şüpheye mi düştüler; yoksa Allah'ın ve Rasulünün kendilerine haksızlık etmesinden mi korkarlar? Hayır, onlar zalimlerin ta kendileridir.
51
Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve O'nun Rasulüne davet edildiklerinde, iman edenlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. . . İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
52
Kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse; Allah haşyetini yaşarsa; O'ndan korunursa, işte onlar muratlarına erecekler.
53
Eğer sen onlara (münafıklara) emredersen: "Mutlaka çıkacaklar" diye en şiddetle Allah adına yemin ederler. . . De ki: "Yemin etmeyin! (Sizden istenen) şartların gerektirdiği bir taattır. . . Muhakkak ki Allah yaptıklarınızı Habiyr'dir. "
54
De ki: "Allah'a itaat edin ve Rasulüne itaat edin!". . . Eğer yüz çevirirseniz, Onun üzerine düşen sadece kendisine yükletilendir (tebliğ görevi); size de düşen size yükletilendir (itaat görevi)! Eğer O'na (Rasule) itaat ederseniz, hidayet bulursunuz! Rasule ait olan yalnızca apaçık tebliğdir!
55
Allah, sizden iman eden ve imanın gereğini uygulayanlara vadetti ki: Onlardan öncekileri halife yaptığı gibi, arzda, onları da mutlaka halife yapacak. . . Kendileri için seçip - razı olduğu dinlerini (imana uygun yaşam tarzlarını) gene onlar için mutlaka yerleştirecek; korkularından sonra onları mutlaka emniyete sokacak. . . (Böylece) bana kulluk ederler, bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar! Bundan sonra kim hakikat bilgisini inkar ederse, işte onlar bozuk inançlıların ta kendileridir.
56
Salatı ikame edin, zekatı verin ve Rasule itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.
57
Sakın hakikat bilgisini inkar edenlerin arzda aciz bırakacaklarını (Din'i geçersiz kılacaklarını, sistemi atlayacaklarını) sanma! Onların barınağı Nar'dır! Ne kötü bir dönüş yeridir!
58
Ey iman edenler! Sağ ellerinizin malik olduğu kimseler ve sizden buluğa ermemişler, sizden üç defa izin istesinler. . . Sabah namazından önce, öğlen soyunuk olduğunuz zaman ve yatsı namazından sonra. . . (Bunlar) sizin için üç soyunuk olduğunuz vakittir. . . Bunlardan sonra (bu üç vaktin haricinde) sizin ve onların üzerine bir suç yoktur. . . (Onlar) yanınızda dolaşırlar. . . İşte böylece Allah işaretlerini size açıklıyor. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
59
Çocuklarınız bulüğa erdiklerinde, öteki büyüklerin izin istedikleri gibi izin istesinler. . . Allah işaretlerini böylece açıklıyor. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
60
Nikahlanması düşünülmeyen kadınların, zinet yerleriyle tahrik amacı gütmedikleri takdirde, dış elbiselerini giymemelerinde kendileri üzerine bir vebal yoktur. . . İffetli olmaları daha hayırlıdır. . . Allah Semi'dir, Aliym'dir.
61
Amaya, topala, hastaya sakınca yoktur. . . Siz de kendi evlerinizden yahut babalarınızın evlerinden yahut annelerinizin evlerinden yahut erkek kardeşlerinizin evlerinden yahut kız kardeşlerinizin evlerinden yahut amcalarınızın evlerinden yahut halalarınızın evlerinden yahut dayılarınızın evlerinden yahut teyzelerinizin evlerinden yahut anahtarlarına malik olduğunuz (kimselerin evlerinden) yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. . . Toplu halde yahut ayrı ayrı yemenizde de sizin üzerinize bir sakınca yoktur. . . Evlere girdiğinizde, Allah indinden mübarek, tayyib bir selamlama ile birbirinize selam verin. . . İşte böylece Allah sizin için işaretlerini açıklıyor ki aklınızı kullanasınız.
62
İman edenler ancak şu kimselerdir ki, Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve O'nun Rasulüne iman ederler. . . O'nunla beraber bir iş üzere olduklarında, O'ndan izin istemedikçe çekip gitmezler. . . Muhakkak ki senden izin isteyenler var ya, işte onlar Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve O'nun Rasulü'ne iman edenlerdir. . . Bazı işleri dolayısıyla senden izin istediklerinde, onlardan dilediğin kimseye izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
63
Rasulün davetini, aranızda, bazınızın bazınıza çağırması gibi kabul etmeyin. Allah sizden, birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışarak gidenleri bilir. . . Artık O'nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir belanın isabet etmesinden yahut acı bir azabın isabet etmesinden korksunlar!
64
Dikkat edin! Muhakkak ki semalarda ve arzda ne var ise Allah içindir (O'nun Esma'sının açığa çıkması içindir)! Sizin ne (hal) üzere olduğunuzu gerçekten bilir. . . O'na rücu ettirilecekleri süreçte, onlara yaptıklarının ne olduğunu bildirecektir. . . Allah her şeyi (şey'lerin Esma'sıyla hakikati olarak) Bilen'dir.