57
SURE

Hadid Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Semalarda ve arzda olan her şey Allah'ı (işlevleriyle) tespih etmektedir! "HU" Aziyz'dir, Hakiym'dir.
2
O'na aittir semaların ve arzın mülkü. . . Diriltir ve öldürür! O, her şeye Kaadir'dir.
3
"HU"dur, Evvel, Ahir, Zahir, Batın ("HU"dan gayrı olarak hiçbir şey yoktur)! O Bi-külli şey'in (Esma'sıyla her şey'i yaratmış olan olarak) Aliym'dir (Bilen'dir şeylerin tamamını)!
4
O, semaları ve arzı altı süreçte yaratan, sonra da arşa istiva edendir! Arza gireni ve ondan çıkanı; semadan inzal olanı ve onun içinde uruc edeni bilir. . . Nerede olursanız O sizinle (hakikatinizin Esma ül Hüsna'sıyla varolması sonucu) beraberdir! (Maiyet sırrına işaret). Allah yaptıklarınızı (yaratan olarak) Basıyr'dir.
5
O'na aittir semaların ve arzın mülkü! İşler Allah'a rücu ettirilir.
6
Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürür! O, sadırların zatı olarak (içlerindekilerin Esma'sıyla hakikati olarak) Bilen'dir!
7
Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a ve Rasulüne iman edin. . . Sizi halife kıldığı şeylerden (O'nun namına) infak edin! Sizden iman eden ve infak eden kimseler var ya, onlar için çok büyük karşılık vardır.
8
Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a niçin iman etmiyorsunuz? Rasul, Esma'sıyla sizi yoktan var kılan Rabbinize iman etmeniz için davet ederken ve üstelik de sizin misakınızı almışken! Eğer iman edenlerseniz!
9
O, sizi (cehalet) karanlıklarından Nur'a çıkarmak için apaçık işaretleri kuluna tenzil edendir (tafsilen). . . Muhakkak ki Allah sizden Rauf'tur, Rahıym'dir.
10
Ne oluyor size ki, semaların ve arzın mirası Allah'a ait olduğu halde (sonunda her şeyinizi dünyada terk edeceğiniz halde), Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, fetihten önce infak etmiş ve savaşmış kimse (bunu yapmayanla) bir olmaz! Bunlar derece itibarıyla, (fetihten) sonra infak etmiş ve savaşmış kimselerden daha büyüktür! Allah hepsine en güzeli vadetmiştir. Allah yaptıklarınızda Habiyr'dir.
11
Kim ki, Allah'a karz-ı hasen (güzel bir ödünç) versin de, Allah da onu, katlayarak ona artırsın! Onun için cömert bir ecir de vardır.
12
O gün iman eden erkekleri ve iman eden kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarlarken görürsün. . . "Bu süreçte sizin müjdeniz, içinde sonsuz yaşamak üzere, altlarından nehirler akan cennetlerdir! İşte bu çok büyük kurtuluşun ta kendisidir!" (denilir).
13
O gün ikiyüzlü (münafık) erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere: "Bizi bekleyin ki nurunuzdan yararlanalım" der! "Geriye dönün de bir nur araştırın" denildi. Derken aralarına kapısı olan bir sur (geçilmez perde) çekilir ki, onun batını (iç alemi) içinde rahmet vardır, onun zahiri azap tarafındandır.
14
(İkiyüzlüler) onlara (iman edenlere): "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. "Evet ama siz, Allah'ın emri (ölüm) gelesiye kadarki süreçte, nefslerinizi fitneye düşürdünüz (imanı yaşamadınız), gözetleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o çok aldatıcı da (bilincinizdeki şartlanmışlık fikirleri) Allah'la (siz O'ndan var oldunuz ne yapsanız bir şey olmaz size, kuruntusuyla) sizi aldattı!"
15
Bugün artık ne sizden (münafıklar) ve ne de hakikat bilgisini inkar edenlerden bir kurtuluş bedeli alınır! Sığınağınız Nar'dır. . . O (Nar) sizin mevlanızdır. . . Ne kötü dönüş yeridir o!
16
İman edenler için, Allah'ın zikri (hatırlanışı) ve Hak'tan inzal olana bilinçlerinin huşu duyması vakti gelmedi mi? Ki daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar (ibadetleri adete dönüşmesin, çalışmalarını düşünerek hissederek yapsınlar)! Onların (İsrailoğullarının) üzerlerinden uzun müddet geçmişti de (ibadetleri adete dönüşmüştü), bu yüzden kalpleri katılaşmıştı (yaptıklarını düşünüp hissedip yaşamadan, adet diye yapmaya başlamışlardı)! Onlardan (Yahudilerden) çoğunun inançları bozuktur!
17
İyi bilin ki Allah, ölümünden sonra arzı diriltir! Aklınızı kullanasınız diye size işaretleri açık - seçik beyan ettik.
18
Muhakkak ki sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir ödünç verenler var ya, onlara kat kat artırılır. . . Onlar için cömert bir bedel de vardır.
19
Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve Rasulüne iman edenlere gelince, işte onlar sıddıkların ve Rablerinin indinde şehidlerin (Al-u İmran: 18'de belirtilen şehadet; halk anlayışına göre şehit değil. A. H. ) ta kendileridirler! Onların mükafatları ve nurları vardır (hem Nebiye hem Rasule iman etmişler). . . Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki Esma işaretlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cahim (cehennem)in ashabıdırlar.
20
İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allah'tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.
21
(O halde) Rabbinizden bir mağfirete ve Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasullerine iman edenler için hazırlanmış olan, genişliği sema ve arzın genişliği gibi olan bir cennete, yarışarak koşun! İşte bu Allah'ın fazlıdır ki onu dilediğine verir! Allah, Zül Fadlil Aziym'dir (büyük lütuf sahibidir).
22
Arzda (bedeninizde - dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isabet eden hiçbir musibet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda oluşmuş) olmasın! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır!
23
(Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!
24
Onlar (zenginliğiyle övünen kibirliler) cimrilik yapan ve insanlara cimriliği emreden kimselerdir! Kim (Allah'tan) yüz çevirirse, muhakkak ki Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
25
Andolsun ki Rasullerimizi apaçık deliller olarak irsal ettik ve onlarla birlikte Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini ve mizanı da (muhakeme - dengeleme) inzal ettik ki, insanlar kıst'ı (adaleti) ayakta tutsunlar! Kendisinde şiddetli bir güç bulunan ve insanlar için faydaları olan (kanda mevcut; mağma - insan bedenindeki demir ilişkisi?) Hadiyd'i (demir) de inzal ettik ki Allah, kendisine ve Rasullerine gayblarında kimin yardım ettiğini bilsin. Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.
26
Andolsun ki Nuh'u ve İbrahim'i irsal ettik. . . Nübüvvet'i ve Kitabı (Hakikat ve Sünnetulah BİLGİsini) onların zürriyetleri içinde oluşturduk! Onlardan hakikate eren vardır. . . (Ama) onlardan çoğu inancı bozuk kişilerdir!
27
Sonra Rasullerimizle onların eserleri üzere takviye ettik! Meryem'in oğlu İsa ile de takviye ettik; Ona İncil'i (müjde olan BİLGİ) verdik. . . Ona tabi olanların kalplerinde şefkat, sınırsız hoşgörü ve rahmet ve Ruhbaniyet (Allah'a ermeyi) oluşturduk; bu amaçla yaptıkları ruhbaniyet çalışmalarını ise (çok büyük korku dolayısıyla sırf uhrevi - ruhani yaşama dönük çalışma) onlar uydurdular! (Oysa) onu (Ruhbaniyeti) onlara mükellef kılmamıştık. Ancak Allah'ın rıdvanını (cennet nimetlerini) talep etmek için bunu başlattılar. . . (Ama) ona hakkıyla da riayet etmediler! Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. . . (Ancak) onlardan (ruhbanlardan) çoğunun inancı bozuktur!
28
Ey iman edenler! Allah'tan korunun ve Rasulü olarak Esma'sıyla açığa çıkışına iman edin ki rahmetinden size iki pay versin ve sizin için kendisiyle yürüdüğünüz bir nur oluştursun ve sizi mağfiret etsin. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
29
Ta ki ehl-i kitap (din - hakikat ilmi verilmiş olanlar) Allah'ın lütfundan bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. . . (Biline ki) kesinlikle lütuf Allah'ın eliyledir (onların kazanması değil), onu dilediğine verir. . . Allah, "Zül Fadlil Aziym"dir.